Basın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Basın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Haddini Aşmış Ferrari





"Bir kere Türkiye artık önemli futbol ülkelerinden biri, bunu söylemek lâzım kesinlikle. İtalya ile karşılaştırdığım zaman ise Türkiye liginin fiziksel açıdan daha zor şartlar sunan bir lig olduğunu söyleyebilirim. Ancak ülkenizde fiziksel yapı ne kadar güçlüyse, düşünsel oyun ve taktiksel içgüdü o kadar az işin içerisine katılıyor da diyebilirim. Fakat tüm bunların arasında en vahim taraf Türk futbolunda taktik yok. Yani ekol olarak bunun eksikliği gözüküyor"

Ne yani yalan mı söyleseymiş?

Bunu ülkemize gelen her yabancı söyler zaten. Tek bir fark vardır. Diğerleri "Türklerin teknikleri iyi" der konuyu kapatır ve taktiğe girmez. Ferrari "taktik" yok der açıksözlü davranır.

Attığınız başlık da hiç olmamış canım.

Ne Olduğu ya da Ne Olmadığı Belli Olan Pembe Kazaklı ve Senin Gibiler


Manu - Beşiktaş maçı sonrası medyada çıkan; "Beşiktaş Manu'yu yenmedi; 16-17 yaşındaki çocukları yendi", "yok A2 takımını yendi" tarzı söylemleri çok duyduk. Bütün bunlar, Beşiktaş'ımızın Manchester deplasmanında aldığı galibiyeti gölgelemeye yönelikti tabii ki.

Esas konumuza gelirsek, yukarıdaki kadro Beşiktaş maçındaki kadrodan sadece 2-3 ufak(Berbatov hariç) değişiklikle, Tottenham maçına çıkarttığı kadrodur Ferguson'un. Her ne hikmetse Manu'lu bebeler(!), Spurs'un aslarını yenmeyi başarmışlardır bu kadroyla.

Her ne olursa olsun Old Traffordda Manchester'ı yenmek kolay bir iş değildir. Bunu başaran ve UEFA Avrupa Ligi -medya arasında Düşler Sahnesi- şansını son maça taşımıştır Beşiktaşımız.

Bunu yazmayıp, "çocukları yendi" diyen medyaya selam olsun...

Mustafa'dan(!) Kapak




Ekşi Beşiktaş blogunda Forza'dan tanıdığımız Eser Gökulu bir ses kaydı paylaştı. Orada Erman Bey, Beşiktaş'ın Galatasaray'ın da Fenerbahçe'nin de sıralamada önüne geçemeyeceğini söylüyor. Hem de bağıra bağıra, nasıl da heyecanlı Ermancığım. Aldığın kapaklarla Beşiktaş'tan Kadıköy'e köprü yapılır!

Sen bi' git "Geçemezsin Mustafa" diye bağırdığın Hoca'dan bir özür dile, hadsiz!

(Eser Gökulu'nun kaydı burada)

Gökhan Zan Bombası Elinde Patlayan Beşiktaş...



Geçen sezon başında Gökhan Zan bombası elinde patlayan Siyah-Beyazlı yönetim, şimdi yoğurdu üfleyerek yiyor. Yönetim, sezon sonu sözleşmesi biten ve 1 yıl opsiyonu bulunan Filip Holosko’ya yeni mukavele önerdi. İlk görüşmede sözleşmenin 4 veya 5 y...

(Haber Turk'ün Haberinden)

Ben bu basını anlamıyorum be hocam. Gökhan Zan nasıl bir bombadır? Kimin elinde patlamıştır bi' araştırıversinler. Gökhan'a Galatasaray'ın verdiği o kadar maaş, daha sezon başında ilk sakatlığına kavuşması falan... Bir daha düşünün, Gökhan Zan nasıl bir bombadır ve kimin elinde patlamıştır? Hem de yabancı sorunu yokken bir yabancı stoper alabilecekken, hem de takımda Servet Çetin, Emre Güngör, E. Aşık gibi (bi' nebze) yeterli yerliler varken...

Gökhan Zan nasıl bir bombadır? Kimin elinde patlamıştır bi' araştırıversinler.

Tarihi Nasıl Kaçırdık ? : Adana Demir - Livorno



Her şey şehir efsanesi gibi başlamıştı, Adana Demirspor Livorno'yu konuk edecekti ve biz de tarihi bir olaya tanıklık edecektik. Ne yazık ki şanslı olan 15.000 biletli seyirci dışında 70 Milyon nüfuslu ülkede bunu izleyebilen hiç kimse olmadı. Cuma günü bu ülkede tarihi bir maç oynandı ama futbolun her şeyiyle yankılandığı, her alanda konuşulduğu topraklarda bizim gibi futbolun peşinde bıkmadan usanmadan koşanların elinde hiç bir bilgi yok. Konuşacak bir şeye, yapılacak farklı yorumlara sahip değiliz. Dünya çapında ses getirmesi gereken, Türk futbol tarihinde bir ilk olan, modern futbolu rafa kaldırıp 1950'lerin, 1960'ların ruhunu yaşatan bu tarihi maçı kamuoyumuzun, Türk basınının ve medya kuruluşlarının işgüzarlığı ve ilgisizliği sayesinde izleyemedik. Elimizde DHA'nın 4-5 dakikalık görüntüleri ve kendi yayın kuruluşlarındaki birbirinin kopyası haberleri, NTV Spor'un bir kaç haberi ve çekimiyle Anadolu'dan Futbol'un yazarı Hüseyin'in yazıları var bilgi olarak. Cuma gecesi Türk futbolu için nasıl tarihi ve unutulmaz bir gece olduysa Türk spor yayıncılığı için de aynı oranda tarihi ve utanç dolu bir gece oldu bizce.

Öncelikle DHA ve NTV'nin hakkını verelim, canlı yayın yapmamış olsalar bile ileride bahsedeceğimiz gibi siyasi yönü olan böyle bir müsabakadan bizi haberdar etmek için verdikleri çaba da önemliydi. Özellikle NTV'nin canlı bağlantıları ve Bağış Erten'in oraya gitmesi tatmin ediciydi. Yenilsen De Yensen De'yi sunarken konsept olarak bu maçı temel almaları da zaten işi önemsediklerini gösteriyor. DHA da elindeki görüntüleri diğer yayın organlarıyla paylaştı, kendine bağlı olan bir kaç gazetede haber yaptı bunu. Çaba harcayanların emeklerine ve çabalarına saygımız sonsuz elbette ancak futbol tarihimizde bir ilki yaşadığımız bu festival gibi olayla ilgili tüm verileri 10 dakikada izleyip-okuyup bitiriyoruz. Bu kadar kısa sürmemeliydi bir tarihe tanıklık etmek.

Şimdi Livorno'nun Türkiye'ye gelişinin belli olmasından sonra aşama aşama yaşanan olaylara ve bir tarihin gözümüzün önünden nasıl kaçıp gittiğine bakalım.

O olaya tam anlamıyla girmeden önce şuna değinelim : İlk paragrafın sonunca "bizce" diye kişisel bir ifade kullanmış olabiliriz ancak bunu açmak gerekir. Düşüncemiz bu olsa da kişisel olarak değil, ülke genelinde de hayati önemi olan bir olaydı bu sonuçta. Türkiye'nin 3. kademe ligi olan TFF 2. Lig takımı Adana Demirspor, Avrupa'nın 3 dev liginden biri olan İtalya Serie A'dan bir takımı Türkiye'ye getiriyor. Bu olay sadece Adana Demirsporlular'ı değil, en büyük rakipleri Adanasporlular'ı ve stada giremeyen tüm Adanalılar'ı, Anadolu'da futbolun peşinden koşan tüm tribün emekçilerini, karşılaşan iki ekibin ortak noktası olan solcuları ve solcuların da siyasi arenada en büyük rakibi olan sağcıları da ilgilendiriyor. Maça ilginin ne kadar fazla olduğunu anlamak için İzmir'den Yalı'nın, İstanbul'dan Çarşı'nın, Ankara'dan Alkaralar'ın ve çeşitli yerlerden bir çok taraftar grubu üyelerinin tribünde yer aldığını hatırlatalım. Futbolu kıyısından köşesinden tutan herkes kendini bir de siyasete adayanlar için zaten bulunmaz bir nimetti bu maç.

Artık yayın konusuna geçebiliriz tamamen. Bu maçın oynanacağı kesinleştiği zaman ilk olarak Adana Demirspor ve NTV Spor arasında ufak bir görüşme oluyor. Anlaşmaya varılamıyor ilk aşamada. Tabii bu 2 yönü var, Adana Demirspor ve NTV olarak ayrı ayrı bakmak gerekiyor. Aslında ikisi de farklı açılardan aynı yola çıkıyor ama açıklamalardaki ufak farklılıklar ilginç tezatlara da sebep oluyor. Öncelikle NTV'ye sorduğumuzda NTV tarafından canlı yayın konusunda bir niyet olduğu, görüşmenin yapıldığı ancak anlaşmanın sağlanamayıp sonuçsuz kaldığı söyleniyor. Bu gelişmelerin ardından Adana Demirspor başkanı aynı zamanda bir Adanasporlu da olan Güntekin Onay'ı arıyor ve bu maçın yayını konusunda bir ricada bulunuyor. Araya başkaları da sokuluyor ancak NTV ikinci aşamada pek de niyetli olmuyor yayın konusunda. Kısacası "bakarız" deniyor ve geçiştiriliyor olay. Detaylı görüşüp de anlaşılamama gibi bir durum yok ortada ama devamında da konuşulan bir şey yok. Öylece askıda kalıyor kulüp ile NTV arasındaki görüşme. Olumlu sonuç alınamamasındaki sebebin mali konular mı yoksa maçın siyasi durumu mu olduğu konusunda bir kanaate varamıyoruz yani. NTV'nin bu maçı kimseye kaptırmayacağını düşünürken yayın konusunda ciddi sayılabilecek bir gelişmenin olmayışı bile düşündürücü. Burada ilginç bir nokta da NTV'nin maçı yayınlamamasına rağmen bu işe en çok özen gösteren kanal olması ve diğer kuruluşların önünde yer alması, garip bir tezat oluşuyor bu açıdan bakınca.

TRT cephesinde ise olaylar başka bir boyut alıyor. NTV cephesindeki gibi basit bir ilgisizlik hikayesi değil olay. İlk başta ücretsiz yayınlayalım diyor TRT. Bu işin en tepesindeki kurum olduklarını söyleyip kulüple ücretsiz yayınlanması için anlaşmak istiyorlar, bir nevi ültimatom yolluyorlar kulübe. Ya parasız yayınlarız ya da yayın yapmayız diye. En azından sembolik bir ücret ödenmesi ve az da olsa bu güzel girişim için destek olunması isteniyor kulüp tarafından, TRT para vermemekte direniyor. Kulüp devreye AKP Adana Milletvekillerinden birini sokmak istiyor. Telefon görüşmesi yapılıyor ve TRT'den yayının yapılıp kulübe makul bir ücret ödenmesi yolundaki istekler iletiliyor. Bilin bakalım bir vekil bu tarihi maç için seçildiği ilin takımına nasıl destek oluyor ?.. Herhangi bir girişimde bulunmayıp kendisini vekil seçen ili böyle mükafatlandırıyor. Devletin elindeki kanala bir milletvekili olarak açıp rica etse ve bu maç TRT3'ten yayınlansa herkes tatmin olurdu. Ancak milletvekili bunu yapmadı, TRT yönetimi de bu güzel girişime finansal olarak destek sağlamayınca canlı yayın konusundaki son umut da uçup gidiyor. Tüm bu olumsuz görüşmelerin ve sonuçsuz çabaların ardından TRT maçın siyasi yönünü sebep gösterip yayınlanmama gerekçesini böyle açıklıyor kulübe. Mali konuların önüne perde çekilip ana sebep buymuş gibi gösteriliyor bir bakıma. Gerçi ana sebep olduysa o daha da vahim ya neyse, siyaset olayına girmeyelim, bizim tek derdimiz futbol. Her fırsatta Anadolu takımlarının gelişmesini savunanların, kendi normal reytinglerini fazlasıyla aşacağı neredeyse garanti olan böyle bir tarihi organizasyonu bedavaya getirme çabalarını da Türk futbolundaki kısır döngünün cevabını arayanlar için verilmiş en güzel cevap olarak addediyoruz.

Kaçırdığımız tarihi fırsatın verdiği üzüntü ve buna bağlı hayal kırıklığının etkisiyle elimizin uzandığı her yere uzanmaya çalıştık bize göre medya ayıbı olan bu olayın detaylarını öğrenebilmek için. Bunca bilgiye ulaştıktan sonra üzerine daha fazla yorum yapmak, işin siyasal boyutlarına karışmak pek bizim işimiz değil. Yukarıdaki olaylar çerçevesinde kaçan fırsat konusunda herkes gibi bizim de düşüncelerimiz var fakat bizim aklımız fikrimiz futbol. Bu yüzden kimseyi yönlendirmeden ulaşabildiğimiz bilgileri sizlerle paylaşmak istedik. Gönül isterdi ki stadın kapasitesi doğrultusunda 15 binle sınırlı kalan bu tarihe tanıklık eden birey sayısı çok daha fazla olsun ama olamadı maalesef. Muhtemelen önümüzdeki sezon bir fırsatımız daha olacak bu şölen için. Bu sefer yer İtalya olacak. Bizim medya kuruluşlarımız akıllanır mı bilmiyoruz ama İtalyan TV kuruluşlarının tutumunu da merakla bekliyoruz. Bu tip olaylara son derece alışık olan ve bir çok takıntıyı aşıp demokratikleşmeyi başarmış olan İtalya'da yayın sıkıntısı olmayacağını düşünüyoruz aslında. Olmadı İtalya yollarına düşebiliriz şu heyecan ve merakla...

TV yayını konusunda canlı yayın olmasa bile izleyiciye maç sunulamaz mıydı diye düşünüyoruz. 90 dakika kaydedilir ve maç sırasındaki tatsız durumlar ve siyasi olaylar kırpılıp 60-70 dakikalık çok geniş bir özet şeklinde yayınlanabilirdi.

NOT : Bu yazı ile ilgili eleştirilerinizi ve itirazlarını violafranchi@gmail.com veya tanjuern@hotmail.com adresine iletmenizi rica ediyoruz. Destek olan ve şu an bu yazıyı okuduğunuz tüm blog sahiplerini destek olmalarına rağmen olası bir tatsız duruma karşı korumak için sorumluluğu fikrin oluşmasını sağlayan bu iki arkadaşımız üstleniyor.


NOT 2 : Yazı konusunda Blog İdman Yurdu ve Futbloglar gibi blogları toplayan oluşumların herhangi bir desteği yoktur. Tamamen kişisel olarak haberleşilerek böyle bir tepki düşünülmüştür.


NOT 3 : Yazı içerisinde de defalarca belirtildiği gibi amaç asla siyasi değildir, herkesin tek tepkisi bu tarihi ve eğlenceli maçı canlı canlı tüm detaylarıyla izleyememiş olmaktır.

İlker Ağabey


Beşiktaşlı ağabeyimiz yeniden ameliyata alınmış ve yoğun bakımdaymış.

İlker ağabey yeniden ayağa kalkıp, aramıza döneceğinden şüphemiz yok. Allah acil şifalar versin ağabey.

Sende başını alıp gitme n'olur...

Forza HaberTürk!



Bu bizim şampiyonluk yoluna ilk girdiğimiz zamanlar. HaberTürk'ün de taze gazetecilik zamanları. O günlerde medyada Beşiktaş'a en çok yakın duran gazeteydi. Taraftar benimsedi gazeteyi falan. Ancak sonra transfer dönemi falan derken bir anda "değnek" değdi (!) de değişti HaberTürk.

Gerçi ilk zamanlar Forza'da HaberTurk'u öven başlıklar açılıyordu. Aynı anda ısrarla bazı kişiler benim gibi "Bütün basın tıraş, Forza Beşiktaş" diyordur diye düşünüp başlık açmıştım öyle; anında çöpe gitmişti. Sağlık olsun.

Beşiktaş'a öyle bir yakınlar ki artık günlerdir Beşiktaş'ın Tabata transferine tam sayfa ayırıyorlar. Tamam, araştırmak haklarıdır ancak neden sözkonusu Beşiktaş olunca bu hassasiyet? Herkese bu kadar hassas olmamak neden?

Araştırın, işini layıkıyla yapın; ama herkese yapın. Aziz Yıldırım'ın, Adnan Polat'ın yönetimlerine bir şey derseniz tirajınız mı düşer? Yok canım yok, işini yapıyorlar sadece. (!)

Neyse... zaten logolarında "Türk" değil de "Turk" yazıyor diye kıldım, iyice kıl oldum. Oysa başlarda sevmiştik kendisini, ama şimdi benim için HaberTürk bitmiştir.

Zaten futbol blogları varken spor gazetesi okuyup da vaktimi harcayamam. Afedersiniz tuvalete bile götürmem o gazeteyi!

Renkli Basın


Yeni sezona da bomba gibi başladılar.Anlaşılan 2 kupa gözlerini daha bir korkutmuş olacak ki,desteksiz sallamaya başladılar.

Neymiş efendim,İbrahim Toraman'ın kontratı bitiyormuşta sezon sonu gidebilirmiş.Yok Nihat'ın ve Delgado'nun futbol hayatı tehlikedeymiş.Yok Mustafa hoca Tümer'i istiyormuş.Ve bunun gibi birçok şey.

Ama esas Bobo konusunda yazdıkları şeyler çok komik.Bobo'ya bir resmi teklif yokken,Bobo gitmek istiyor,parasını beğenmiyor,yedek oturmayı sevmiyor vs gibi şeyler.Teklif gelince de Bobo burda mutlu ama Beşiktaş satmak istiyor.

Yapmayın be artık,Beşiktaş taraftarı akıllandı.İnanmıyor artık böyle ucuz yalanlara.
Geçen sene ne dedik bu oyunu biz bozacağız ve bozduk.Bu senede böyle olacak ne kadar gölge ederseniz edin.

Çocuklar inanın...

Güvenim Taraftarımıza




Beşiktaş'ımın bu sene şampiyon olacağına inananlardanım.

Geçen sezon da rakipler böyle "flaş" transferler yapmıştı, geçen sezon da "efsane" hocalar gelmişti. Ne oldu da Beşiktaş'ım şampiyon oldu?

Herkes ağzına bir sakız doladı. "Fenerbahçe ve Galatasaray başarısızdı" diyordu. Bu sene başarılı olacakları ne malum?

Daha yakışıklı transferler yaptılar bize oranla. Fenerbahçe'nin Brezilyalılarını geçtim; Brezilya'dan topçu değil sütçü bile almam. Galatasaray'ın kadrosu ileriye dönük bölgelerde fazlasıyla şişti. Her an altından bir kriz çıkabilir. Daha da kötüsü defansları. Beşiktaş'ın kadrosu bence en dengeli kadro. Sakatlıklardan kurtulunca daha da oturacak takım. Kağıt üstüne Beşiktaş daha başarısız olacak; ama futbol kağıt üstünde oynanmaz! Öyle olsaydı takımları kapatıp gidelim sezon başlamadan.

Taraftar konusunda da "abilerim" diyeceğim insanlar şaşırtırdı beni. Takıma hemen küsülür, birileri al aşağı edilmek istenirdi.

Taraftar nabzı yoklamak adına Forza'dan iyi bir site/forum yok. Her türlüsünden taraftarımız mevcut. Herkesin aklında 101. Sene var. Nasıl da bitirmişlerdi Beşiktaş'ı "içerden içerden"... Ama o zamanlar geçti artık. Beşiktaş'ı içten bitirmek o kadar kolay olmayacak. Bilinçli ve farkındalığı yüksek taraftar kitlesi arttı Beşiktaş'ın. Geçen sezon "Bu oyuna" dur dedik, yine deriz. Taraftar inansın, takıma arkasını dönmesin; yine başarı gelir. Gelmezse de bir yandan eleştirirken bir yandan da "canınız sağ olsun" demek gerek. Takım da bunu hakedecek tabii.

Ama dediğim gibi; gördüğüm kadarıyla taraftar daha bilinçli ve her şeyin farkında. Basınımızın işi daha zor; çünkü artık yemezler!

Herkes bilmeli ki Beşiktaş sahada 11 değil 12 kişidir. Yenince 12 kişi, yenilince 12 kişi... Sadece iyi günde değil, her günde! Sadece takım yenerken değil coşkumuz, yenilirken de! Çünkü bizim aşkımızın altında galibiyetler yok, hatta bir şey olacaksa mağlubiyetler var. Haksızlıklar var, bizden çalınanlar var.

Tirajınız, dergileriniz, gazeteleriniz, kanallarınız batsın inşallah. Çünkü haketmiyorsunuz! Adil davranmıyorsunuz, hak yiyorsunuz; beter olun!