Futbolcularımıza Göre İlk Yarının "En"leri





"İlk yarıda en beğendiğiniz gol” sorusunun galibi Fink’in Fenerbahçe’ye attığı gol oldu...

İbrahim Toraman: Fabian’ın Trabzonspor’a golü
Tomas Sivok: Fink’in Fenerbahçe’ye golü
Filip Holosko: Fink’in Fenerbahçe’ye golü
Yusuf Şimşek: İsmail Köybaşı’nın Ankaragücü’ne golü
İsmail Köybaşı: Fabian’ın Trabzonspor’a golü
Ekrem Dağ: Fink’in Fenerbahçe’ye golü
Necip Uysal: Tello’nun Manchester United’e golü
Nihat Kahveci: Kendisinin Kasımpaşa’ya golü
Rıdvan Şimşek: İsmil’in Ankaragücü’ne golü
Serdar Özkan: Nihat’ın Kasımpaşa’ya golü
Hakan Arıkan: Nobre’nin Bursaspor’a golü
Michael Fink: Kendisinin Fenerbahçe’ye golü
Erkan Zengin: Nihat’ın Kasımpaşa’ya golü
Korcan Çelikay: Fink’in Fenerbahçe’ye golü

***

Futbolculara “ilk yarıda en çok üzüldüğünüz maç?” sorumuza ağırlıklı olarak verdikleri yanıt, Galatasaray maçı oldu...

İbrahim Toraman: CSKA Moskova
Tomas Sivok: Kayserispor
Filip Holosko: CSKA Moskova (sakatlandığı için)
Yusuf Şimşek: Galatasaray
İsmail Köybaşı: Kayserispor
Ekrem Dağ: CSKA Moskova
Necip Uysal: Diyarbakırspor
Nihat Kahveci: Diyarbakırspor
Rıdvan Şimşek: Galatasaray
Serdar Özkan: Galatasaray
Hakan Arıkan: Wolfsburg
Michael Fink: Galatasaray
Erkan Zengin: CSKA Moskova
Korcan Çelikay: Wolfsburg

***

Futbolcularımızın “ilk yarıda en çok sevindiğiniz maç?” sorumuza ağırlıklı olarak verdikleri yanıt, Fenerbahçe maçımız oldu...

İbrahim Toraman: Manchester United
Tomas Sivok: Fenerbahçe
Filip Holosko: Fenerbahçe
Yusuf Şimşek: Fenerbahçe
İsmail Köybaşı: Fenerbahçe
Ekrem Dağ: Fenerbahçe
Necip Uysal: Fenerbahçe
Nihat Kahveci: Fenerbahçe
Rıdvan Şimşek: Fenerbahçe
Serdar Özkan: Fenerbahçe
Hakan Arıkan: Fenerbahçe
Michael Fink: Fenerbahçe
Erkan Zengin: Fenerbahçe
Korcan Çelikay: Manchester United

***

Futbolcuların “ilk yarıda en iyi performans gösteren futbolcumuz kimdi?” sorumuza ağırlıklı olarak verdikleri yanıtlar, kalecimiz Hakan Arıkan’ı birinci sıraya taşıdı.

İbrahim Toraman: İsmail
Tomas Sivok: İsmail
Filip Holosko: Sivok
Yusuf Şimşek: Hakan - Rüştü
İsmail Köybaşı: Ekrem
Ekrem Dağ: Hakan - Rüştü
Necip Uysal: İsmail
Nihat Kahveci: Hakan-Rüştü-Fabian-Ekrem
Rıdvan Şimşek: Bobo
Serdar Özkan: Hakan
Hakan Arıkan: Serdar
Michael Fink: Kendisi
Erkan Zengin: Hakan
Korcan Çelikay: Fabian
Haber1903'ün Haberi


En beğendiğim gol: Fink'ın Fenerbahçe'ye golü.
En sevindiğim maç: Man United maçı
En üzüldüğüm maç: Kayserispor ve Diyarbakırspor maçları arasında kaldım. Deplasmanda Galatasaray'a yenilebilirsiniz. İçerde de olsa Wolfsburg ve CSKA malubiyetleri de kabullenilebilir. Ama içeride puan kaybettiğimiz bu iki maç çok kritik zamanlarda oldu.
Adamım: Matteo Ferrari. Fabian, Fink, İsmail, Hakan ve İbrahim Üzülmez falan da iyilerdi kabul. Ancak Matteo daha ilk aylarında takımın defansif liderliği başarıyla üstlenmesi ile en üste çıktı.

Biraz Pascal, Biraz Bayram, Biraz Itır Esen

Geçtiğimiz günlerde Haber1903 & 1903Tube ortaklığında "Her daim Beşiktaş" paneli yapıldı. Resimlerden sonra panelin videosu da 1903 Tube'da yerini aldı.

Bu güzel organizasyonu yapan herkese teşekkürler. Erdem Ulus'a ayrıca teşekkürler...

Son derece keyifli bir sohbet olmuş. Orada olmak lazımdı.

İzlemek için alttaki resime tıklayınız.

Haber1903 Her Daim Beşiktaş Paneli

İlk Yarı Karnesi




Türkiye Gazetesinden.

Transfer Dönemi Muhabbetleri #1





- Bobo ile opsyonu kullanmış yönetim, sözleşme 2011'e kadar uzatıldı.

- Manisaspor'lu Sezer Öztürk'le prensipte anlaşılmış.

- Cenk Gönen, Serkan Kırıntılı çalışmaları tam gaz devam ediyormuş. Diğer tarafta Murat Şahir var bir de. Denizlispor'a 500.000 € + 2 oyuncu deniliyor.

- Kayserispor'lu Mehmet Eren için GS ve bizimkiler yarışıyormuş.

- Erhan Güven Azerbeycan yolcusuymuş.

- Serdar Özkan Bosman Fırsatı olarak diğer takımların önünde. Bedava olunca akla gelen takım Galatasaray. Serdar'ın şu halini gördükçe Galatasaray'ın Gökhan Zan'dan sonra bize yaptığı en güzel şey olur gibi geliyor. Ama gencecik adamı da kaptırmamak lazım.

92-93 Sezonunda

video


:)

İlk Yarının Ardından Rakamlar & Tablolar




(Resime tıklayarak tam boy haline ulaşabilirsiniz.)

İçerde 11, deplasmanda 9 gol attık.

İçerde yediğimiz gol sayısı da, dışarıda yediğimiz gol sayısı 5.

Ortalamada 76 dakikada bir gol atıp, 153 dakikada bir gol yedik. Maçlarımızın %65'ini gol yemeden bitirdik ki ligde bu konuda lideriz.

Maçlarımızın %29'u üst, %71'i alt bitti. 3 Maçımız ise golsüz eşitlik ile sonuçlandı.

En golcü oyuncumuz 6 gol ile Bobo. Ardından 2'şer golle Fink ve Tabata geliyor. Ekrem, Tello, Holosko, Nobre, İsmail Köybaşı, Nihat, Ernst, Uğur İnceman birer gole sahip isimler. Aklıma gelen Nihat'ın 2(Bobo, Holosko), Üzülmez'in 2(Fink, Uğur) asisti var ki zaten asist bilgileri pek sağlıklı tutulmuyor.

FD #2 / Bir zamanlar ben de Terry gibi sevdim



Biz Beşiktaşlıların Fenerbahçe nostaljisi vardır mesela. Tamamıyla mutsuzluktan ve kahırdan beslenir. Tek gerçek İngiliz Sör’ü Gordon Milne dönemi. O zamanlar lise üniversite çağlarım; Beşiktaş’ımız lehine neredeyse yirmilere varan bir galibiyet farkı. O dönem Beşiktaş’ımız Beşiktaş’tı. Herkesin sempati ve hayranlıkla izlediği bir takım. Anadolu’da nefret edeni olmayan tek büyüktü, altın çağ idi işte. Altyapı altın değerinde idi.


Eski bir Yazı'sından

Yeni yazılar tamam da eski yazılardan da biraz nostalji yapalım.

Korcan Rasim El Ele


Rüştü ve Hakan'ın sakatlığında kalemizi emanet edeceğimiz genç kalecilerimiz.

Nobre Ends His 1232153535 Minute Goal Fasting


En son 7 Marttaki Hacettepe deplasmanında gol atmıştı.Sonra da bol sıfırlı bir sözleşmeye imza atmıştı.

Geçen sezonun son dönemlerinde sakatlanmıştı ve yerini Bobo'ya bırakmıştı.Beşiktaşımız da sezonu çifte kupayla kapatmıştı Nobre'nin oynamadığı ve gol atmadığı dönemde.

İşte o Nobre 10 ay sonra golünü attı(her ne kadar kural hatası olsada) ve Beşiktaş mağlup oldu.Ben Nobre'nin aldığı bu maaşla takıma yarardan çok zarar getirdiğini düşünüyorum.İçinden çok koşuyor, çok mücadele ediyor diyenler yada diyecekler olacaktır elbet ama inanın size de o kadar para verseler sizde en az Nobre kadar mücadele edersiniz.

Sonuç olarak sadece koşarak milyonları alan ve kaçırdığı gollerle bize saç baş yolduran Nobre yerine niye Can'ı, Ali'yi yada Batuhan'ı izlemeyelim?Ama belkide esas sorun burda...

BuzZ!




Böyle bir atmosferde, böyle hava-zemin koşullarında, böyle bir maçta, hem de maç devam ederken bir anda geç kaleye; soğuk kanlılığı bir saniye elden bırakma.

Helal olsun Korcan, "buz" gibi ifaden & duruşun Süper Lig'de mücadele eden kaç kalecide vardır bilemem. Güven veriyor şimdiden.

Zapo'nun Profesyonelliği(!)


Bursaspor'a gider gitmez de; buraya geldiğim için çok mutluyum, çok iyi bir taraftarımız var gibi açıklamaları olmuştu. Bu gecede golden sonraki abartılı sevinci de onun ne kadar profesyonel olduğunu gösterdi.

Oysa geçen sene maçlardaki hırsı, isteği, gol sevinçleri ve şampiyonluk kutlamalarındaki içten hareketleriyle onun da bizden biri olduğunu sanmıştık. Hatta gönderildiğinde üzülmüştük bile ama bu gece anladık o hareketlerinin yapmacık olduğunu.

Bu maçtan sonra rahatlıkla söyleyebilirizki "İçimizde ölen biri var"

Ferrari'siz 14 Dakika


Kötü oynadık, haketmedik. Hakemin eyyamlarına, Nobre'nin gol atmasına, 2. yarı Uğur İnceman'ın girmemesine(hemde en gerektiği yerde) ve bunlar gibi bir sürü şeye şahit olduk bu gece İnönü'de.

Ama bütün bunlardan çok Ferrari'siz oynadığımız 14 dakika şaşırttı beni.Sezon başından beri ne kadar iyi defans yapıyoruz, bize gol atmak çok zor derken...

Beşiktaşımızda oyuncu değişikliği; çıkan oyuncu Ferrari giren ise Yusuf.

Ne olduysa bu dakikadan sonra oldu zaten.Takım olarak sahamıza çekildik.Bursada ise Zapotocny Ömer Erdoğan ikilisi ileriye geldi ve çift santrafor olarak oynamaya başladılar.Ertuğrul hocanın bu değişikliğini başta yadırgadım fakat dakika 85'i gösterince anladım.Ömer indirdi Ergic attı. 89.dakikada ise karambolden çıkan Ozan İpek'in ortasında Zapotocny durumu 3-2 yaptı.Sivok ve İ.Toraman etkisiz kaldılar her iki pozisyondada ve 15 yıl sonra evimizde mağlup olduk. Ertuğrul hoca ve Bursaya tebrikler.

Allah'ım sen bir daha bize Ferrari'nin sakatlığını gösterme...

FD #1 / Dün Seni Solda Görmüşler Sağında Teyyo Varmış




Sallama çay ile demleme çay hiç bir olur mu? Bize genelde sallama yabancılar geliyor, biz de diğer liklerden demleme olanları seyrediyoruz. Kasıyo Linkoln yine uzaklardan kasmış durumu “Galatasaray’dan aldığım para bana yetiyor” demiş, Cimbomun parası deniz yemeyen Linderot. Bak bir varmış bir yokmuş İnönü’de, güzel bir Tabata yaşarmış yedek kulübesinde. Bu adama yazık ve ayıp ettik, Beşiktaş’ımızın parasını da sokağa attık. Nasıl çıkaracağız bu zararı şimdi, Brezilya dizilerine mi versek fakir ama onurlu Roceryo olarak, ya da Yıldırım Demirören ibret müzesi açılsa da arkadaş part taym orda kamu hizmetine mi verilse?

***

Yazın bir tivi programında “Sınırsız bir yetki ve parayla bir transfer yapacak olsanız Beşiktaş’a kimi getirirdiniz dye sordulardı da “Delgado’yu gönderirdim” demiştim. Bendeki biraz ters kafa, direk dibinden avuta çıkar. Şimdi benim gönderiverdiğim adam Beşiktaş’ımızın 3. bölge çeşitliliği için ‘Dünyayı kurtaracak adam’ gibi bekleniyor hem de ikinci kez. Sanki bilmediğimiz bir Boka Cünyors yıldızıymış gibi. Yani benden başkan olmaz. Ah topçu olaydım keşke, bir kayıp zaman golcüsü, düşük bonservisli yüksek forma aşklısı... Sevdadan yana asistleri itinayla doksana takaydım. Gelişine vuraydım da son dakikada topun tamamı çizgiyi geçtiğinde yer gök inleseydi BeşiktAŞK diye. Deplase oldum sana geliyorum Asuman...

Yazının tamamı için tıklayınız

Sinan Bolat


Geçen sezon son maçta bir penaltı kurtararak takımını play-off'a, burdan da şampiyonluğa taşımıştı.

Bu gecede 90. dakikada attığı golle takımını UEFA Avrupa Ligi'ne taşıdı.

Alkışlar sana Sinan...İnşallah Milli Takımımıza da uzun yıllar hizmet edip, bu genç yaşta yaşadığın başarıları Türk milli formasıylada yaşatırsın.

İyi ki Varsınız Beyler!




79'da Cezayir'de, sonra İtalya: 2009 Beşiktaş...
80'de Mardin'de, sonra Avusturya: 2009 Beşiktaş...


Mutlu Yıllar beyler, Beşiktaş'ımıza yararlı nice senelere...

Goalless Nobre Worries Beşiktaş




Resme Tıklayınız

Beşiktaş'ın Emekçileri #1 / Deli İbo




Duygusal yaklaşmamak elde değil bazı oyunculara. Sahada her daim koşan, savaşan, yırtınan oyuncular vardır. Yetenekleri 10 üzerinden 5'tir ama öyle bir savaşır ki daha yeteneklisi olsa bile keyif verebilir bazen. Ama bir adam var ki kadroda keyif mi veriyor sıkıntı mı anlamıyor insan.

İbrahim Üzülmez.

Beşiktaş'ın 10 yıllık sol kanadı. Kaç adam, kaç teknik direktör eskitti belli değil. Kimler geldi geçti ancak İbrahim sol kanatta kaldı. Tabii bunda sol beklerin nadir yetişmesinin de etkisi var ancak adam ülkenin istikrar sembollerinden biri olduğu da bir gerçek.

Şimdi gözünüzün önünde şunları canlandırın.

Galatasaray'a attığı gol, bu sezonki Fenerbahçe-Manchester maçı performansları, (özellikle Fenerbahçe'ye atılan sol goldeki bindirmesi) Azerbaycan'a attığı gol, Barcelona maçı performansı. Şu yaptıklarını bir sezona sığdırsa ve kendisi 25-28 yaşlarında olsa; Barcelona sezon başında Maxwell'i değil de bizim Deli'yi transfer ederdi herhalde. (:

Buradan itibaren susuyorum sözü EkşiSözlük alıntılarına bırakıyorum:

nba'da shaq neyse, tsl'de de deli ibo odur. öyle renkli... bu adamdaki özgüvenin onda biri yeniçerilerde olsa, avrupa'yı komple yılbaşı paketi yapıp, topraklarımıza katardık.
(pilot santrafor, 24.11.2009 12:13)

sabri sarıoğlu ile beraber türk neslinin çayırda bayırda koşu dalında övünç sembolü, gurur tablosudur. çok istekli ve iyi niyetlidir. ibrahim üzülmez'in sergio ramos'tan temel farkı; ibrahim ister, ramos kazanır.
(osso, 01.04.2009 23:23 ~ 23:25)

maça sinek kaydı çıkıp, kirli sakal ile maçı bitiren milli futbolcu.
(ykyt, 01.04.2009 23:41)

Ne Olduğu ya da Ne Olmadığı Belli Olan Pembe Kazaklı ve Senin Gibiler


Manu - Beşiktaş maçı sonrası medyada çıkan; "Beşiktaş Manu'yu yenmedi; 16-17 yaşındaki çocukları yendi", "yok A2 takımını yendi" tarzı söylemleri çok duyduk. Bütün bunlar, Beşiktaş'ımızın Manchester deplasmanında aldığı galibiyeti gölgelemeye yönelikti tabii ki.

Esas konumuza gelirsek, yukarıdaki kadro Beşiktaş maçındaki kadrodan sadece 2-3 ufak(Berbatov hariç) değişiklikle, Tottenham maçına çıkarttığı kadrodur Ferguson'un. Her ne hikmetse Manu'lu bebeler(!), Spurs'un aslarını yenmeyi başarmışlardır bu kadroyla.

Her ne olursa olsun Old Traffordda Manchester'ı yenmek kolay bir iş değildir. Bunu başaran ve UEFA Avrupa Ligi -medya arasında Düşler Sahnesi- şansını son maça taşımıştır Beşiktaşımız.

Bunu yazmayıp, "çocukları yendi" diyen medyaya selam olsun...

N'aptın Serdar?!




(Tam boyut için resime tıklayınız)

Gerçek hayattaki şutların aklıma geldi bir de...

Gözlerim yaşardı şerefsizim...

FM yapımcılarına sesleniyorum: SAÇMALAMAYIN!

;)

Mustafa'dan(!) Kapak




Ekşi Beşiktaş blogunda Forza'dan tanıdığımız Eser Gökulu bir ses kaydı paylaştı. Orada Erman Bey, Beşiktaş'ın Galatasaray'ın da Fenerbahçe'nin de sıralamada önüne geçemeyeceğini söylüyor. Hem de bağıra bağıra, nasıl da heyecanlı Ermancığım. Aldığın kapaklarla Beşiktaş'tan Kadıköy'e köprü yapılır!

Sen bi' git "Geçemezsin Mustafa" diye bağırdığın Hoca'dan bir özür dile, hadsiz!

(Eser Gökulu'nun kaydı burada)

Pompa'lama





Los Galacticos Galatasaray, Brezilya Millî takımı Fenerbahçe.


Çakma İtalyan Ferrari, Bank Asya 1. Lig adamı Fink, ve daha bir sürü küçük takım oyuncusuyla Beşiktaş. Bir de çapsız, futbol bilmeyen, eski kafalı Mustafa Denizli.

Fenerbahçe 31, Galatasaray 29, Beşiktaş 27

ve hatta: Bursaspor 26, Kayserispor 25

Sevgili basınımızın "pompaladığı kadar" yokmuş değil mi?

Fenerbahçe'ye attığımız 3 gol, ligde yediğimiz azıcık gol falan. Mehmet Demirkol, Ahmet Çakar, Rıdvan Dilmen, Erman Toroğlu ve diğerleri.

Çok mu zorunuza gidiyor?

Mesela Fink'in Fenerbahçe'ye attığı gol, Ferrari'nin performansı, Mustafa Denizli'nin Daum'u mat edişi, Bobo'nun Lugano'yu sırtlayıp Volkan'ı selamlaması.

Harbiden söyleseler keşke neler hissettiler o anda...

Bir de Ercan Saatçi (aka Damat Ercan) var mesela. Onun bir şey söylemesine gerek yok. Pazar günkü komik yazısı yeterince belli etti hissettiklerini. Siz de anlamışsınızdır.

Don't Give Up / Pascal'dan Kazım'a




Don't give up, never give up!
And don't care about the bullshit what the people says.


Pascal Nouma, Kazım'ın saçma açıklamasından sonra Haber1903'e söyledikleri.

Kazım'a da "önce iş yap, sonra konuş" dedi Pascal. Kazım'ın iyi bir futbolcu olduğunu, ancak bu yaptığının yanlış olduğnu söyedi. Tek hatasının "tombala" olduğunu söyledi bir de. Ayrıca o hareketin Fenerbahçe'ye değil, bazı kişilere olduğunu yineledi.

Kartı Taksana!


Fenerbahçe maçında yakamızda bunlar var;

Taraftara:





Sayın Başkan'a:


Adaletin Pek Hassas Terazisi (!)






Bu terazi öyle hassastır ki,

Beşiktaş tribününe kim tarafından gönderildiği "belli olmayan" kişilere yaptırım gelmez. Bu kişiler orada maç izleyen, takımını destekleyen, ya da protestosunu yapan masum taraftarlara "el kadıran" köpeklerdir. Bu karagümrüklü köpekler salınır Kapalı tribünde "asayiş"i sağlarlar.(!)

Onlara kaldı ya Beşiktaş!

Bir süre sonra;

Beşiktaş taraftarı artık son raddededir. Başkan'a stadda küfür edilir. Tribün liderleri gözaltına, ardından 1 senelik ceza!

Niye?

Sayın Başkan Gözdağı veriyor tribünlere!

Bizim polis teşkilatı da sağ olsun burada gerekli "rolünü" başarıyla oynuyor.

***

Birkaç hasta sonra Fenebahçe-Galatasaray gibi bir dünya derbisine(!) yakışmayacak bir basketbol maçı. Başrollerde pravokatör sarışın bir abla, ve diğerleri...


İnönü'deki maç için bilet almaya kuyruğa girmişler.

Sayın Emniyet görevlilerimiz, adaleti kime göre neye göre dağıtıyorsunuz!?

Yasaklanması gerekenler dışarıda kalmıyor, içeride olması gerekenler dışarıda kalıyor!

Sizin o hassas terazinizi ..!


Not: Fotoğraf atanalirspor.blogspot.com'dan alıntı.

Gerilim Hattı!




- Tribünleri temizleyeceğim.
- Gerçek Beşiktaşlı başkanına küfür etmez.
- Yaklaşık 30 Beşiktaşlı 1 yıl stada girmeme cezası aldı.
- Efes maçına "daha girişteyken" gerdikleri taraftarlar.
- Derbinin biletler uçtu!
- Stad girişinde kimlik kontrolü.
- Tribün içine yerleştirilecek olan sivil polisler-güvenlikçiler.

Bırakın bir futbol takımını, dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir işletmenin bile başına böyle kötü bir başkan gelmemiştir. Beşiktaş camiası ne suç işledi de böyle "Allah'ın Belası" bir başkana kaldı bilmiyorum.

Haftalardır taraftarı geriyor Demirören. Herkes "son radde"de. Ülkemizde "dünyaaaa derbisi" olduğu iddia edilen maçlara oranla çok sakin geçer tribün açısından.(Gerçi en "pis" taraftarın Beşiktaş'ınkiler olduğu söylenir!) En fazla küfür...

Ancak son yapılanların taraftara etkisi malum. Cumartesi gecesi İnönü'de olabilecek her şeyin sorumlusu Demirören'dir. Böylesine büyük bir kitleye bu kadar işkence edilmez.

ÖZLEMLE ANIYORUZ












Kalbini değil, Aklını Dinle





İsmail Köybaşı açıklama yapmış. "Beşiktaş'a uzun yıllar hizmet etmek istiyorum" falan demiş. Klasik genç oyuncu demeçleri.

Bana kalsa şu seviyede bile bir 15 yıl izlerim onu orada.

İbrahim Üzülmez'in 10 yıldır Beşiktaş'ta olduğunu düşünüyorum.
20 yaşındayım, 10-11 yaşından beri düzenli olarak maç takip ediyorum sayılır. İbrahim Üzülmez'i izleyerek geliştirdiğim "sol bek" anlayışını anca 15 yılda yıkar zaten. Gözlerimiz sol bek görmüş olur.

Ancak kendimi değil de şu an Beşiktaş'ın A takımdaki en çok sevdiğim iki futbolcusundan (Ernst-İsmail) biri olan İsmail'i ben bu ülke dışında görmek istiyorum.

İsmail Köybaşı, aklını kullan ilk fırsatta git yurtdışına. Tabii öyle ikinci sınıf Alman takımlarına falan atlama da, seviyeni yüksek tut kardeşim. Sen burada durdukça, Beşiktaşımın formasını giydikçe seni "adamdan" saymazlar. Arkadan bir kere adam kaçar "defansı zayıf, arkasından otoban döşeniyor" denir. Sen çıkarken, başkaları giydiğin siyah-beyaz formanın eteklerinden aşağı çeker seni. Tabii bu senin değil Beşiktaş'ımın ismini savunamayan spor yorumcularının, eski futbolcu-menejerlerin, buna izin veren yöneticilerin suçu.

Sen git kardeşim, biz çekeriz Üzülmez'lerin cefasını.

FM 2010 Beşiktaş İncelemesi 2


Oyun çıkar çıkmaz, yükleyip oynamaya başladım.2009' a göre oynanabilirliği daha güzel.İlk olarakta Beşiktaş'ı aldık tabiki.

Bay Kerahet'in yazdıklarına ek olarak:

-Nobre'ye gerek yok.Bobo, Batuhan ve Nihat üçlüsünden ikisi çift santrafor için gayet başarılı.Ama bir sağ açık bulup Holosko'yu forvette değerlendirmekte mantıklı.

-Toraman, Sivok ve Ferrari stoperde Türkiye için fazla bile iyiler.Birde 2.sezon başında kiradan dönen Zapo katılınca, gayet iyi dört tandem oluyor elimizde.Türk olarak Freiburg'dan Ömer Toprak, her ne kadar alamasamda, çok iyi özelliklere sahip.İyi iş yapar, yaşı da genç çünkü.(20)

-Tabata ve Delgado'yu beğenmedim ben açıkcası ve taktiğimi 4-2-2-2 ye çevirdim.

-2.sezon sözleşmeleri biten Deco veya Riquelme bonservissiz olarak alınabilir.

-Gökhan İnler, Nuri, Hamit, Mesut Özil, Mehmet Ekici gibi gurbetçilerden 2 tanesini alırsanız, işinizi görür.

-Rüştü, Hakan, Korcan bunlarda iş yok benim izlenimlerime göre.Bunlara ilaveten Türk olarak alınabilecek tek kaleci Standart Liege'den Sinan Bolat.Yabancı olarakta Ochoa'yı alabilirsiniz.

-Kariyerlerini Brezilya'da sürdüren Ronaldo ve Adriano ikilisinde birisini alırsanız işinize çok yarayacaktır.

-Fakat elimizdeki yabancıları paraya çevirerek göndermek gerçekten çok zor.Ben sadece Holosko'yu satmayı başardım mesela.

İlk bakışta ve oynayışta Beşiktaş ile ilgili gözüme çarpan şeyler bunlardı.Oyunun en kötü yanı, Türk futbolcuların astronomik bonservis ücretleri.Gerçi yazın ortaya atılan ve ödenen rakamları duyunca,görünce oyun gerçekçi olmuş diyoruz içimizden.

O değilde Sercan'ı da iyi yapsalarmış ya 12 finishing ile bir sezonda 30 küsür gol attı...

FM 2010 Beşiktaş İncelemesi





Sonunda oyunu uzuncana oynama fırsatı buldum. Doğal olarak Beşiktaş'la oynamaya başladık.

İzlenimleri maddeler halinde aktarmaya başlayalım:

  • Nobre'yi, Bobo'yu unutabilirsiniz. Batuhan ve Nihat çift forvet mükemmel iş yapıyor.
  • Orta alanda Fink'i unutabilirsiniz. Ernst ve Necip yanyana gayet makul. Uğur İnceman da destek kuvvet.
  • Tabata kötünün iyisi. Delgado gelince kadroda yeri yok.
  • Holosko'nun özelliklerine aldanmayın. İş yapıyor.
  • Tandem Ferrari-Sivok. Sağ bekde zor maçlarda Toraman. Kolay maçlarda Rıdvan deneyin. Ayrıca Muslu Nalbantoğlu'nu transfer etmenizi tavsiye edebilirim. Maliyet-Verim dengesi mükemmel denilebilir. Sol bekde İsmail'den başka birine gerek yok. Yarım sezon bitirdim sadece bir kez Üzülmez'e forma verdim.
  • Adriano, Riquelme, Ronaldo, Deco gibi dünya yıldızlarını kovalayın. İlk sezon bitişine doğru bedava alabilirsiniz. (Forza Bosman! (: ) Amacınıza ulaşacaksınız. Ayrıca Gökhan İnler, Nuri Şahin gibi isimler de iyidir. Ben Onur-Necip'de ısrarcı kalabilirim. Hadi bir ekstra daha söyleyeyim: Christian Poulsen. Deneyin. (:
Şimdilik benden bu kadar. Yazar arkadaşım devamını getirir. Güzel oyun açıkcası. Hele FM 09 faicasından sonra kaymak gibi oldu.

Resim de Şampiyonlar Ligi birinci tur eşleşmeleri. Rakip Milan, hadi hayırlısı.

Hadi Bastır Şanlı Kartalım!




Beşiktaş JK - Wfl Wolfsburg
Saat: 21.45
Beşiktaş, Şeref Bey ,İnönü Stadyumu
Star TV

Maç hakkında yazı için tavsiye:
GolsüzEşitlik'den Felix'in Yazısı İçin Tıklayınız

Wolfsburg - Trabzon




Geçen sefer tarihi bir belge vermiştim yazının yanında. Bu sefer direk "tarihi" veriyorum.

Şu iki maçtan kazanılacak 6 puan takımı uçurur.

ŞL'de Wolfsburg'u yenmek ve Manchester'ın evinde kazanacağı üç puanla birleştirmek Beşiktaş'ı grup ikincisi yapar. O ikincilik, takımın en kötü UEFA'ya gitmesini sağlar. Kaybedilen puanların telafisi ise yine içeride oynanacak CSKA maçı. Yani geri dönülmez bir yol değil. Ancak kendi kaderini çizmek isteyen takım içeride Wolfsburg'u yener ve keyfine bakar.

Trabzon deplasmanı eskisi gibi değil. Artık Trabzon maçları normal bir anadolu takımına deplasmana gitmekten farksız. Her ne kadar sevmesek de Bursa deplasmanı daha çekinilir bir deplasman mesela. Hatta Eskişehir veya Ankaragücü deplasmanı bile Trabzon deplasmanından daha zor sayılabilir. Yani Karadeniz sahillerinden 3 puanı alıp dönmek zor değil. Hele ki Trabzon defansı Galatasaray maçındaki gibi olursa takım ilk defa bir maçta 3 gol atmış olur.

Hadi Beşiktaş, seriye devam!

Genel Beşiktaş Analizi


Beşiktaş'a, Türk Millî Takımını temsil etme hakkının verildiği belge. Belgenin gerçekten aslı bu mu yoksa sonradan hazırlanmış bir şey mi bilmiyorum ancak önemli bir "simge" sonuçta.

11 haftada 6 gol yemiş, ligin en az gol yiyen takımı.

11 haftada 11 gol atmış, ligin en az gol atan takımından sadece 3 fazla. Lig on üçüncüsü ile yarışıyor gol atma sayısında.

Schildenfeld, Diatta, Gökhan Zan... Yıllardır ne adamlarla uğraştık. Şimdi: Ferrari + Sivok + Toraman (hatta bir de Kaş) ile ülkedeki en iyi tandem kombinasyonlarını yaratma imkanı bizde.

Lugano iyidir, Servet iyidir tamam da; ikinci adamlardan kaybediyor rakiplerimiz. Bilica, Zan, Güngör, Aşık, Önder... Çapı belli adamlar sonuçta.

Orta alanda nihayet istediğim ikili var. Sene başından beri Fink-Ersnt bekliyordum. Sanırsam
Mustafa Hoca bu ikilide karar kıldı sonunda. Ernst arkasında Cisse varken oynadığı oyuna yaklaştı yine. Fink defansif anlamda ülkenin en iyilerinden. Stoper gibi top kesebiliyor. Konsantrasyonu, disiplini çok iyi. Sahada kaldığı süre boyunca sürekli gözü-aklı-fikri oyunda. Kaçırmıyor pozisyonları. Arkasında Fink'li Ernst'i tartışmaya gerek yok. Mükemmel adam bu Fabe...

Tabii orta ikilinin önündeki adam var. Bu adam tartışmasız Tabata olmalı. Ankaragücü karşısında oynamamasının sebebi Wolfsburg maçı büyük ihtimal. Tabata'yı Manchester maçından hatırlıyorum da, bir kaptan gibi organize ediyor takımın ileri hattını. Canlı izleyenler hak verecektir bana. Önünde Nobre gibi pozisyon özürlü, sezgileri zayıf bir adam oynayacağına Bobo gibi daha "komple forvet"e yakın bir adam oynamalı.

İleri kanatlar sıkıntılı. Aslında kadroda en zengin bölge orası. Tello, Holosko, Nihat, Serdar Özkan, Erkan Zengin, Yusuf... Hatta Bobo ve İsmail.

Serdar'da ısrar etti Hoca, sonra kesti. Erkan Zengin'in alınmasını istedi; adam piyasada yok. Holosko sakatlık + form tutma falan uzun süre yok. Bobo'yu santrafor'a, İsmail'i beke koyduk diyelim. Kalıyor Tello, Yusuf ve Nihat.

Bu üçü aynı anda sahada olunca Tello orta, Nihat sağ, Yusuf sol oluyor. Yusuf'u solda, Tello'yu ortada kaybedeceğime; Tello'yu sola, Yusuf'u ortaya alır ikisini de kazanırım. Tabii çok zorda kalmadığın sürece Yusuf'u 65-70'de oyuna alırım o ayrı.

Son olarak İsmail Köybaşı. Yazar arkadaşım Ceyk kızacak yine bu çocuğu övüyorum diye ama haketmiyor mu? Dün geceki (Beşiktaş 1-o Ankaragücü maçı) mükemmel oyununu bir de golle süsledi. Golde top rakibe çarpmışmış. Çarpsın anasını satayım; Üzülmez'in orada topu ayağına aldığını düşünün. Kafayı öne eğecek, Orta-şut karışımı zayıf bir şey atacak. İsmail alıyor "bammm!" diye çekiyor şutunu, ortaları da Türkiye şartlarına göre sert ortalar. Dün forvetler biraz daha şanslı olsalar asistleri de gelecekti İsmail'in. Defansı kötü, güçsüz adam diyenler de iyi izlemişlerdir maçı umarım. Kaç top çaldı, kaç mücadeleden galip çıktı ben sayamadım. Dün onun yediği tekmeleri, dizleri, omuzları, dirsekleri bir maçta yiyen kaç futbolcu var? Yaşının verdiği heyecanın aksine gayet soğukkanlı karşılıyor her şeyi. Adamımsın be İsmail!

Eskişehirspor 0-1 Beşiktaş


Uzun zamandır izlediğim en kötü maçta, attığımız şans golüyle de olsa kazanmamız çok iyi oldu.Son dört maçta alınan 12 puan şampiyonluk potasından kopmamızı sağladı.

Bu kadar eksikle, bu deplasmanda alınacak bir üç puan çok önemliydi ve bunu başardık.Hücumda sıkıntı yaşasakta, takım savunmamız ve mücadelemiz ile iyi bir seri yakaladık.Wolfsburg ve Eskişehir deplasmanlarından istediğimiz sonuçlarla dönmüş olduk.

Ankaragücü ve Wolfsburg maçlarını da kazanarak istediğimiz yere geleceğimizi düşünüyorum.

Bu arada golü atmadan sevinmeye başlayan Ekrem "adamsın " ya...

Once Upon A Time In London

Otomatik Vites




Sezon başından beri (Hükmen kazanılan Ankaraspor maçınını saymazsak) ilk defa iki maç üst üste kazanmış olduk. Şimdi "Otomatik Vites"e bağlamak lazım işi. Wolfsburg maçı oldukça zor bir maç. Defansa bayağı iş düşüyor haliyle. Takım olarak iyi performans sergilememiz bizi puan ve puanlara götürür.

Bu maçı kazanmak, Eskişehir deplasmanına da 1-0 önde götürür takımı; Otomatik Vites'e geçiş yapmış olaruz. E o zaman hep "D", asla "R" diyorum!

Not: "D": otomatik vitesli arabalarda ileri sürüş özelliği için kullanılan vites.
"R": geriye gidiş için kullanılan vites.

"Mene, Tekel, Feres" Sayın Demirören



Babil'in son hükümdarı Baltazar'ın başına gelenleri bilen bilir. Bilmeyenler için olayı kısaca anlatmak gerekirse:

Baltazar'ın (Belshazzar) hükümdarlığının son günlerinde Saray'ının duvarına başlıktaki kelimeler belirir. (Duvardaki Yazı) O zamanın kahinleri ve bilginleri yazıya bir anlam veremezler. Sonuçta Baltazar'ın sonu gelir, Persler Babil uygarlığını sonlandırır.

Yıllar sonra "Daniel'in Kitabı"nda bu yazıyla ilgili açıklama gelir:

Mene: Allah senin krallığını saydı ve onu sona erdirdi.
Tekel: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.
Feres: Ülken bölündü Medlere ve Farslara verildi.

Bilgi için Kaynak

Neyse biz yazımıza dönelim... :

Demirören'in 5. senesini doldu başkanlık koltuğunda. "Yöneticiliği" hakkında daha fazla tartacak bir şey kalmamıştır, yaptıkları ortada. Kimsenin içinde ufacık şüphe dahi kalmamıştır diye tahmin ediyorum.

Peki neyi bekliyorsun Sayın (!) Demirören?

Kulüp binasında "מנא ,מנא, תקל, ופרסין" (Mene, Mene, Tekel u Pharsin) yazısı mı belirmeli?

Git kendini daha fazla "sevdirmeden(!)"...

Yönetim kadronu güçlendirmeni, yeniden aday olmanı, o koltukta daha fazla kalmanı kimse içine sindiremezken, sen neyin peşindesin?

Bu klüp kimseye kalmadı, sana da kalmaz Sayın(!) Başkan...
Yönetimini de al git artık...



* Bazı kaynaklarda "Feres" bazı kaynaklarda "Peres" olarak geçmekte. Hepsi aynı kapıya.

Kılavuzu Karga Olanlar vs İbret-i Alem




Sezon başı alınan kararla beraber A2 takımımızın hocası Sergen Yalçın oldu.

İyi oldu, kötü oldu gibisinden yorum yapmak için hâlâ erken. Gerçi A2 Liginin kurtuluşu için bir iki şey yapmak lazım bence. Mesela maçların naklen yayını, İddaa'ya A2 liginin maçlarını eklemeleri gibi. Bu gibi uygulamar hem futbol dünyasına ayrı bir renk katar, hem de A2 futbolcularının futbol dünyasına adaptasyonu kolaylaşır.

Neyse, konumuz A2'ler nasıl kurtulur değil; "Beşiktaş A2 Takımı Olarak Sergen Yalçın"...

Yazıyı uzatmayacağım. Başlıkta yazdığım şeyi açıklayacağım sadece.

- A2 futbolcularımızın Kılavuzu Sergen. Sergen'in futbolculuk hayatını hatırlayanlar ve de daha eski hallerini -benim gibi- okuyup, araştırıp; bilenler vardır. "Alkol yok, sigara yok; ne anlıyorsun şu gece hayatından?" sorusuna, "Yooo, içiyoruz bazen güzel oluyor" diyecek kadar fantazilere erişmiş biri. Bu ve benzeri olayları, rahat tavırları falan "dünya çapında" yıldız olması önünde engel oldu her zaman. Kendisi açıklamıştı, Bayern'in o'nu neden almadığını.

- A2 futbolcularımızın önünde bir de aynı şeyler yüzünden "ibretlik" sayılabilecek bir futbol kariyeri var. İnişler, çıkışlar... Sonuçta futboluyla hakettiği büyük yerlere, davranışları yüzünden varamayışlar. "Türk futbolunun dünyaya açılan kapısı" olabilecek ayarda bir futbolcuydu Sergen, beceremedi; becermek istemedi hatta.

Sergen A2 takımızın başında kaldıkça oyuncularımız için "ince bir çizgi" olacak daima. Ya "kılavuzu karga olanlar" olarak tarihe gömülecekler ya da "ibretlik kariyerden ders alıp tarihe geçenler" olarak altın harflerle tarihe yazılacaklar. Karar onların...

A2 takımının hocası, A takımın hocasına TV programında nasıl eleştirebilir anlamış değilim. Siz annenize, babanıza, kardeşinize, abinize TV önünde rahat rahat sallayabilir misiniz? 

"Aile" kavramı da bitik zaten Yıldırım Demirören'in Beşiktaş'ında...

Sergen demişken:

O Liverpool'da Fowler'a asist yapmalı. Barcelona'da, Guardiola topu kaptığında oyunu kurması için o binlerce maçın kaderini tek başına değiştirecek kudretteki sol ayağa vermeliydi. Cantona golü attığında ilk sarıldığı kişi kendisine ortayı yapan Sergen olmalıydı. Ara sıra Maldini'den savunmaya yardım etmediği için fırça yemeli ama yine de Capello'nun kadroyu yazdığı ilk isim olmalıydı..

Serpil Hamdi Tüzün

Cisse Olamayanlar




Kendisine ayar olmak için bir değil; bin tane sebep bulabiliriz aslında.

Garip şutları, şutlardan sonra pişkin pişkin tavırları, hatalı pasları...

Zamanında onu övenler, onu sevenlere bile gıcık olmuştum. "Sahaya Cisse'yi koyarım, ardından 10 adam yerleştiririm"lere varan yorumlar falan.

Olsun, inatla ayar olurdum adama. Daha sonra Ernst'in gelişiyle "sihirli değnek" teması oldu kendisine, desek yanlış olur. Sistemde doğru yerini buldu. Biz yıllarca Cisse'den bekledik ki Ernst olsun. Ernst'in gelişiyle anladık ki Cisse Cisse'dir, Ernst de Ernst. "İyi yer tutuyormuş" geyiklerine de girmek istemiyorum ama öyleymiş sanki. Garip bir şeyler olmuştu işte.

Şimdi Ekrem'in, İnceman'ın, hatta Tabata'nın "Cisse" olmasını bekliyoruz. Toraman iyileşsin onu da bekleriz büyük ihtimal orta sahada Cisse olsun diye, hatta Kaş'ı bile oraya çekebilir Hoca. Belki Tayfur Kaptan yedek kulubesinden girer de "Cisse" olur bize. E bi' Cisse lazım...

Ama bi' dakika ya, bize "Cisse Olsun" diye Fink alınmamış mıydı? Sahi Mustafa Hoca'nın isteğiyle alınan Fink var. Nesini beğenmedi de kesti Fink'i anlamadım ben. Fenerbahçe ve İBB maçlarıyla aslında iyi bir açılış yapmıştı. Devre arasında Delgado gelince Fink yollanırsa yazık olur, daha çok "Cisse" ararız takıma.

"Kör ölür, badem gözlü olur" herhalde bizim durum, adam bizden gidince değere bindi. Zan da bizden gidince memleketin en iyi stoperi oluverdi. Anlamak zor.

Adam Olacak Çocuk




Old Trafford’da oynayacak olman seni heyecanlandırıyor mu?

Her futbolcu orada oynamak ister ama Old Trafford’da oynayacağım diye öyle aman aman bir heyecan yapmıyor. Zaten tarzım öyle değil benim. Orada Türkiye’yi temsil etmek beni heyecanlandırıyor sadece.

G. Antepspor maçında rakip takımın yedek kulübesinden su içince “Kendisi Beşiktaş’ta aklı Gaziantep’de” diye yorumlandı. Ne söylemek istersin bu durumla ilgili?

Bu konu beni çok sinirlendirmişti. Ben Gaziantepspor’dayken çok kez de Beşiktaş yedek kulübesinden su içtim. Böyle söyleyenler bunu nasıl yorumlayacak acaba. Bana onlar daha yakındı ve o taraftan istedim suyu, ayrıca istesem nolur. Bu zaten her maçta olan bir şey. O maç 0-0 değil de 1-0 galibiyetimizle bitseydi böyle bir şey konuşulmayacaktı bile ama maalesef burada bu böyle.

Beşiktaş’ın ve milli takımın 10 yıllık sol bek yükünü çekeceğin söyleniyor. Bu seni nasıl etkiliyor, baskı altına mı alıyor, yoksa özgüvenini mi arttırıyor?

Bu tabii ki özgüvenimi arttırıyor, hiç baskı altına almıyor beni.


Yıllar sonra takımda değerlenmesi bu kadar muhtemel "bek gibi bek". Hayrını görürüz inşallah. Düşünmek lazım yaşını, kendini geliştireceği yılları... Sol kanattan duyacağı her küfürün üstünde yaratacağı etkiyi...

Kılıbık Holosko




Sıkıcı gündemden eğlenceli bir haber.

Beşiktaş ve Millî takım kampları yüzünden çocuğuna fazla ilgi gösteremeyen Holosko'ya eşi Adela Holosko cezayı kesmiş. Antremanda çocukları Sophie'yi Holosko'nun yanına koymuş, "hadi bana eyvallah" demiş.

 Bizim kılıbık Holosko da eğmiş başını önüne, hanımı yollamış. Buralarda hanım tarafı dizini kırar evine oturur Filip, öğretemedik mi sana?

Şaka bir yana;

Holosko da antreman sırasında malzemeci Süreyya Abi'ye emanet etmiş ufaklığı. Geçen günkü yazımda "bir yere gidecek olsam evimi şüphe etmeden Süreyya Abi'ye teslim edebilirim" demiştim. Baksanıza Holosko kızını bile teslim edebiliyor. (:

Seni İzlemek Beşiktaş'ı İzlemektir



Bir futbolcu düşünün, geldiğinden beri 25-30 maç oynayan ve bir kere bile kötü performans göstermeyen...Sahada oynanan futbol ve sonuç ne olursa olsun hırsı ve azminden bir şey kaybetmeyen...Oynadığı futbol ve mevkisi itibariyle Giunti'yi, hırsı ve agresifliğiyle de Nouma'yı hatırlatan...Kazandığı parayı son kuruşuna kadar hak eden...Beşiktaş'ın ve Beşiktaşlının asi ruhunu en iyi şekilde yansıtan...

F A B İ A N E R N S T

Şu aralar Beşiktaşımızdaki en güzel şey sensin Fabe, seviyoruz seni...

Forza'dan Deniz İlhan ağabeyimizin yazdığı içten yorum her şeyi açıklıyor açıkçası
Sen var ya... kravat diye boyna takılacak adamsın Fabian...Senin mücadeleni görüp de hala sahada ruh gibi dolaşanlar senin ....... yesin...

Süper Lig & Şampiyonlar Ligi & Türkiye Kupası | Karmaşadan Çık!




Hadi diyelim TSL için sezonu kapattı Beşiktaş. Ancak önünde mükemmel bir Şampiyonlar Ligi fırsatı var. Derhal toparlanmalı ve Şampiyonlar Ligi'ne ağırlık vermeli Beşiktaş. Ligi de salla gitsin, Türkiye Kupası'ndan UEFA Avrupa Ligi'ne kapı açılır, o da sorun değil.

Acilen toparlanmak lazım.

Denizli gidecek mi? Giderse kim gelecek? Ersun Yanal mı? Yok daha neler! Şifo Mehmet? İkinci bir Ertuğrul vakası olabilir, böyle adamların kulüple arasını şimdiden bozmamak gerek.

Camia kaosun içerisinde. Kongre yaklaşıyor, güçlü ve güvenilir adaylar hala yok. Ey siyah-beyaz sevdalısı muhalefet kanadı; UYANIN!

Bir dönemde daha devam eden Yıldırım Demirören intihar'dır. Takımda Ferrari, Ernst, Sivok ve bunun gibi birkaç isim dışında bütün oyuncuların bonservisini kendi üstüne alsın gitsin. Aşağıdan gelenlerin de yolu açılsın. Necip'li, Batuhan'lı, İsmail'li, Rıdvan'lı, Hakan'lı, Onur'lu bir Beşiktaş hayal değil! Ama Şampiyonlar Ligi de var, sadece gençlerle yürümez o iş. Off of!

Delirmek yakın Beşiktaş'ım için. Hadi iyi bayramlar, Bize her gün bayram!

Sayın Başkan Sağ Olsun!!!

Demirören G.antepe 14,5milyon euro verir, G.antep kazanır..G.antep başkana borcunu öder, İbrahim Kızıl kazanır..İbrahim Kızıl bu sermayeyi alır, Demirörenle iş yapar, Demirören kazanır..BEŞİKTAŞ kaybeder, herkes kazanır!!

Eldeki Oyunculardan Beşiktaş Kadroları #2





Henüz Tabata gelmeden uzun uzadıya yazmıştım oyuncuları. (O Yazı Burada) O günden sonra bazı değişimler oldu tabii. Artık Hoca'nın takımın iskeletini oluşturması ve bozmaması lazım.

1- Sivok-Ferrari bozulmamalı.

2- Ernst-Fink bozulmamalı.

3- Tello mükemmel bir sol kanat, ortasahada Tabata varken Tello'yu soldan çekmek kantıksız.

4- İbrahim Kaş stoperdir, sağ bek değil. İlgililere duyurulur.

5- Sağ bekte Ekrem ya da Rıdvan oynamalı. Ancak form tutmuş bir Toraman en iyisidir bence. Tabii ileride oynayan yabancı sayısı arttırılmak istenirse Sivok kesilir, yerine Toraman stopere.

6- Sağ kanat/forvet problem. Bir yanda performansında çıkış gösteren ve yedek kulübesinde ölüme terkedilmemesi gereken Özkan, bir yanda dünya yıldızı Nihat, bir yanda Holosko. Form durumlarına göre en iyi tercih yapılmalıdır. 1- Nihat, 2- Holosko, 3- Serdar derim ben. (Bi' Erkan Zengin vardı... sahiden ona n'oldu?!)

7- Santrafor bu takımda tartışmasız Batuhan'dır. Pozisyon katili Nobre, aklı bir karış havada Bobo varken Batuhan gibi bir makine bulunamaz. Hem yerli, hem de bizden biri. Forza Batugol yani! Sakatlıgı geçene ve kendisi form tutana kadar bekleyeceğiz.

8- Kale konusu biraz karışık. Ne Hakan, ne Rüştü tam güven vermiyor. Ben Hakan'dan yana kullanırdım tercihimi. Rüştü'nün futbol hayatı bitmiş sanki, son turları atıyor.

Sen Özelsin!





Uğruna 5.5 milyon Euro verilmiş, G. Antep zengin edilmiş, Serdar Kurtuluş harcanmış... Hepsini geç. Sen Beşiktaş JK'nin 10 yıl sonra gördüğü alanının en yetenekli futbolcususun, aynı zamanda Türk Futbolunun da. Galatasaray maçında ikinci yarı attığın depar, üç kişinin arasından çıkarttığın top, sol kanatta 10000 sene sonra bu hareketleri gördü ya bu gözler!

Helal olsun be İsmail Köybaşı, sen özel bir yeteneksin; aman bunu da harcamayalım!

Maç yazım Bu Link'de.