Futbolcular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Futbolcular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ricardo Quaresma Beşiktaş'da











Bizimkiler zamanında çok çekmişdir trivela'dan, şimdi paslaşırlar bol bol. Hayırlı olsun.

Geçmiş Olsun Rıdvan



Tam da sezon başındaki sakatlığını atlatıp, kendisini göstermeye başlamışken, gelecek sezon için umudumuz olmuşken; geçirdiği bu sakatlık şanssızlıktan başka bi' şey değil...

Acil şifalar...

Kuranyi mi?





Bir süredir Kuranyi aşağı Kuranyi yukarı konuşuyor herkes. Gelecek, gelmeyecek, gelsin, gelmesin...

Şimdi zaten yabancı transferi zor Beşiktaş'ta. İçerideki 8 oyuncu haricinde dışarıda bekleyen Zapo + Delgado var. Delgado büyük ihtimalle takıma dönecek, Zapo ya Bursa'da kalır ya da bir yerlere yollanır dönüşü yok. Delgado'nun dönüşüyle birlikte 1 yabancının daha gönderilmesi gerekiyor ki o adam da nedense Tello olacak gibi geliyor bana.

Bana kalsa Tello, Delgado, Tabata üçlüsünü paket yapar yollarım bir yerlere daha da kapıdan içeri almam. Neyse konumuz Kuranyi.

Kuranyi bildiğiniz gibi santrafor. Takımda şu anda direk santrafor oynayacak 3 adam var. Bobo, Nobre, Batuhan. Batuhan'a güvenerek ileriye yönelik plan yapılamayacağı belli. Öyle bir adam ki ne ona güvenip sezona başlayamazsınız; ne de onu yok sayıp transfer yapamazsınız. İki ucu "zorlu" değnek yani. Nobre'yi direk bir yerlere yuvarlayıp kurtulmak lazım ama; Figer öyle bir kitlediki onu bize...

Bir de Bobo var. Beşiktaş'ın gol yükünü sırtlayan adam. Beşiktaş tarihinin en defansif sisteminde, arkasında en fazla 1 adet yaratıcı adam bulunan, kanatları çalışmayan Beşiktaş'ın 11 gollü forveti. 24 yaşında. 20 yaşından beri Beşiktaş'ta. Hani yıllarını kulübe vermiş, kulüp ona yıllarını vermiş. Neredeyse bizim çocuklardan sayılır. Bana kalırsa Türkiye'nin en iyi forveti. Şimdi bu adamı gözden çıkartıp 29'luk Kuranyi'ye mi güvenmek lazım?

Kuranyi'nin sözleşmesi biriyor. Bobo satılıp yerine Kuranyi alınır deniyor da. Bobo'nun maaşını, Kuranyi'nin potansiyel maaşını düşünürsek mali açıdan hiçbir kârı olmayacak bir iş. Tabii Bobo'yu 35 Milyon'a satmazsak ya da Kuranyi 1 Milyon'a oynamazsa.

Hepsini geçtim, bu takımın santrafora ihtiyacı var diyenlere şaşırıyorum. Bize kanat lazım kanat! En acil ihtiyacımız olan şey. Kanatları çalışan bir Beşiktaş'ın forvetleri bulunmaz bir nimettir. Hatta kanatların çalıştığı bir sistemde Nobre bile senede 15 gol falan atar.

O zaman Kuranyi'ye ne gerek var? +2 kontenjanında kullanıp, milyonları verip kulübede oturtmak için mi? Yoksa Bobo'yu kaybetmek için mi?

Stefano'nun Gidişi ve Sakatlıklar


Devre arasında, sebebini bilmediğimiz bir şekilde takımdan ayrılan İtalyan kondisyoner sonrası takımda yaşanan sakatlıklar dikkatinizi çekmiştir. Yaşanan bu sakatlıkların çoğunun da adale sakatlığı olması durumun önemini gösteriyor. Gerçekleşen bu sakatlıkların maç içerisinde darbeye bağlı olmaması Stefano'nun bu takım için ne kadar önemli bir parça olduğunu gösteriyor bana kalırsa.

Tabata, Nihat ve Ferrari'nin uzun süreli sakatlanması; Tello, Ernst ve Nobre'nin ise kısa süreli de olsa takımdan ayrı kalmasının tesadüf olmadığını düşünüyorum. Stefano takımda iken böyle sakatlıkların yaşanmaması bunun en büyük göstergesi.

Geçen sezon şampiyonluğa giderken kronikleşen sakatlığı bulunan Delgado ve son dönemlere doğru sakatlanan Nobre dışında sakat oyuncumuz bulunmuyordu. Bugün baktığımızda ise en az 3-4 ilk 11 oyuncumuzun sakat olduğunu görüyoruz. Ankara'da kaybedilen 2 puanı -ya da kazanılan 1 puanı- sakatlıklara bağlamak istemiyorum fakat bunun etkisi de göz ardı edilmemelidir.

Sakatlıkların dışında, maçın genelinde Ekrem, İ.Üzülmez, Fink gibi fizik gücüyle oynayan yani koşarak mücadele eden oyuncularımızın yorulduğunu ve mücadele edemediğini gördüm. Geçen sezon gelen şampiyonlukta; oyunun son bölümlerinde diri kalmamız ve skor avantajımız olmasa bile inanılmaz bir hırs ve eforla galip gelmemiz, Stefano'nun bize kattığı artılardı diye düşünüyorum.

Tüm bu yaşananlara şanssızlık, dikkatsizlik, ruhsuzluk vs diyenler olabilir fakat ben bütün bunların en önemli sebebinin, Stefano'nun ayrılması olduğunu düşünüyorum.

Yeni Sözleşmelerin Bedelleri





- Kaptan Üzülmez: (1 milyon TL garanti ücret alacak. Oynadığı her maç için de 25 bin TL kazanacak)

- 2. Kaptan Toraman: (3 yıllık imza attı. İlk sezon 3, ikinci sene 3.1, üçüncü yıl 3.2 milyon TL garanti maaş alacak. Maç başı ücreti ilk yıl 27 bin TL olacak ve her sezon 5’er bin TL artacak)

- Rüştü: (Yeni sözleşme gereğince yıllık 1.6 milyon TL alacak. Maç başı ücreti ise 30 bin TL)

- Yusuf "Kara" Şimşek: (1 yıl daha Beşiktaş’ta. 500 bin TL garanti ücreti var, 25 bin TL de maç başı)

- Uğur İnceman: (Opsiyonlu 1 yıllık sözleşme yapıldı. 550 bin TL garanti, 30 bin TL de maç başı kazanacak)

Ücretler gayet makul. TL üzerinden anlaşılması da güzel olmuş.

Sadece Uğur ile sözleşme imzalanması garip geldi. Ancak onu transfer döneminde takas elemanı olarak kullanacaklarını düşünüyorum. Ernst, Fink, Necip varken bir de 29'luk Uğur'a gerek yok. Alınacak genç bir futbolcu karşılığında gönderilir, iyi bir fiyata anlaşılır.

Yusuf'un yarım sezonda kattıkları ortada. Seneye rotasyon dahilinde kullanılabilinir. Sözleşmesi de makul. Rüştü gibi Türkiye'nin tarihinde gördüğü en iyi kalecilerinden birine bu saatten sonra futbolun içinde kalmak istediği süre dahilinde her zaman fırsat verilmesinden yanayım.

Yaşlı oyuncuların takımda kalmak istediklerinde yönetimin de onlarla sözleşme yenilemesi gençleri ve yabancıları etkiler. "Bu kulüp oyuncusuna sahiplenir" diye düşünürler. Burdan bakarsak iyi bir hamle olduğunu söyleyebiliriz. Yusuf ile Rüştü'nün kariyerlerini düşünürsek gençlere çok yardımcı olacakları kesin. Yabancı takımların yaşlı oyunculara nasıl sahip çıktıklarını görüyoruz.

Sözleşmeleri ayarlayan ekipten transfer döneminde de aynı performansı bekliyorum. Özellikle Gaziantep'den elimizi ayağımızı uzak tutmak gerek. Başkan fazla bonkör davranabiliyor.

İç Transferde Son Durum


İbrahim Üzülmez, Toraman ve Rüştü'nün ardından Uğur, Yusuf ve Hakan'la da anlaşmaya varılmış.

Kaptanların bir yere gitmesi zaten düşünülemezdi. Hele ki İbrahim Toraman'ın takımdan ayrılması, Beşiktaş'ımızı savunma rotasyonunda baya bir sıkıntıya sokardı. Onun oynamadığı maçlarda takımın ruhunun yarısının olmadığını düşünüyorum. İbrahim Üzülmez ise zaten 10 yıldan fazladır bizimle ve kim gelirse gelsin kesmeyi beceremedi. Kaptan sağolsun her geçen sezon, bir başka deyişle yaşlandıkça daha da iyi oynamaya başladı. Onun bu performansıyla İsmail 'in oynamasını zorlaşıyor.

Rüştü ise büyük bir fedakarlık yaparak; hem ücretini 1.5 milyon euro'dan, 1.5 TL' ye çekmiş, hem de Necip'in ücretine iyileştirme yapılmasını istemiş. Bu asil davranışından dolayı tebrik ediyorum Rüştü'yü ve şimdiye kadar yazdığım ve söylediğim tüm ters yorumlar için de özür diliyorum.

Uğur ve Yusuf'la ise niye ve hangi şartlarda anlaşma yapıldığını anlamadım açıkcası. Yusuf artık fiziksel açıdan iyice çökmüş durumda ve 30 dakikadan fazla performans göstermesi çok zor gibime geliyor. Uğur'un ise Beşiktaş'ımızda oynayacak kapasitede olmadığını düşünüyorum. Aynı zamanda A2 takımdan yükselen genç yeteneğimiz Necip'in oynamasını da zorlaştırabilir bu karar.

Hakan Arıkan' da çok güvendiğim bir kaleci ve Rüştü'nün ardından onunda kalmasının bizim için önemli olduğunu düşünüyorum.

Yeni sözleşmelerin Beşiktaşımıza hayırlı olması dileğiyle... Nice şampiyonluklara...

Serdar Özkan'a Ne Yapmalı?





Geçenlerde diğer blogda yazmıştım Serdar hakkında uzun uzun. (Buradan Ulaşabilirsiniz)

Olmuyor bu adam, OL-MU-YOR!

Ama ne kadar kızsam da sövsem de Serdar Özkan'ı kaybetmemeyi de çok istiyorum. Kazanırsak eğer onu, elimizde süper bir cevher olacak.

Son Eskişehirspor performansını da gözönüne alırsak bu adamın son vuruş anına kadar başarılı olduğu gerçeği tartışılmaz. Ama o son vuruş yok mu... Bazen şanssızlık, bazen baskı... Olmayınca olmuyor işte.

Ne yapmak gerek?

Bence Serdar Özkan'ın üzerine düşülmeli. Maçlardan önce tribünlere çağırılmalı. Hata yapsa dahi alkışlanılmalı. Kazanılmış bir Serdar Özkan benim adıma kupadan daha anlamlı bile olabilir. Kupaları her zaman kazanırsınız ancak böyle yetenekler kolay bulunmuyor.

Kupa için sabretmedi mi bu taraftar? 6 yıl, 10 yıl... Ne kadar gerekirse beklemedi mi?

Özellikle sahaya yakın oturan taraftarların. Buradan devam edebilirsiniz.

Valentin Granatkin Turnuvası En iyi Orta Saha: Orhan Gülle


U18 Milli takımımız ,Valentin Granatkin Turnuvası üçüncülük-dördüncülük maçında, Belçika'yı 2-1 yenerek turnuvayı üçüncü olarak tamamladı.

A2 takımı oyuncularımızdan Orhan Gülle'de bu turnuvada oynadığı futbolla en iyi orta saha oyuncusu ödülüne layık görüldü.

Tebrikler Orhan, aynı başarıları Beşiktaş A takımında da göstermen dileğiyle...

Futbolcularımıza Göre İlk Yarının "En"leri





"İlk yarıda en beğendiğiniz gol” sorusunun galibi Fink’in Fenerbahçe’ye attığı gol oldu...

İbrahim Toraman: Fabian’ın Trabzonspor’a golü
Tomas Sivok: Fink’in Fenerbahçe’ye golü
Filip Holosko: Fink’in Fenerbahçe’ye golü
Yusuf Şimşek: İsmail Köybaşı’nın Ankaragücü’ne golü
İsmail Köybaşı: Fabian’ın Trabzonspor’a golü
Ekrem Dağ: Fink’in Fenerbahçe’ye golü
Necip Uysal: Tello’nun Manchester United’e golü
Nihat Kahveci: Kendisinin Kasımpaşa’ya golü
Rıdvan Şimşek: İsmil’in Ankaragücü’ne golü
Serdar Özkan: Nihat’ın Kasımpaşa’ya golü
Hakan Arıkan: Nobre’nin Bursaspor’a golü
Michael Fink: Kendisinin Fenerbahçe’ye golü
Erkan Zengin: Nihat’ın Kasımpaşa’ya golü
Korcan Çelikay: Fink’in Fenerbahçe’ye golü

***

Futbolculara “ilk yarıda en çok üzüldüğünüz maç?” sorumuza ağırlıklı olarak verdikleri yanıt, Galatasaray maçı oldu...

İbrahim Toraman: CSKA Moskova
Tomas Sivok: Kayserispor
Filip Holosko: CSKA Moskova (sakatlandığı için)
Yusuf Şimşek: Galatasaray
İsmail Köybaşı: Kayserispor
Ekrem Dağ: CSKA Moskova
Necip Uysal: Diyarbakırspor
Nihat Kahveci: Diyarbakırspor
Rıdvan Şimşek: Galatasaray
Serdar Özkan: Galatasaray
Hakan Arıkan: Wolfsburg
Michael Fink: Galatasaray
Erkan Zengin: CSKA Moskova
Korcan Çelikay: Wolfsburg

***

Futbolcularımızın “ilk yarıda en çok sevindiğiniz maç?” sorumuza ağırlıklı olarak verdikleri yanıt, Fenerbahçe maçımız oldu...

İbrahim Toraman: Manchester United
Tomas Sivok: Fenerbahçe
Filip Holosko: Fenerbahçe
Yusuf Şimşek: Fenerbahçe
İsmail Köybaşı: Fenerbahçe
Ekrem Dağ: Fenerbahçe
Necip Uysal: Fenerbahçe
Nihat Kahveci: Fenerbahçe
Rıdvan Şimşek: Fenerbahçe
Serdar Özkan: Fenerbahçe
Hakan Arıkan: Fenerbahçe
Michael Fink: Fenerbahçe
Erkan Zengin: Fenerbahçe
Korcan Çelikay: Manchester United

***

Futbolcuların “ilk yarıda en iyi performans gösteren futbolcumuz kimdi?” sorumuza ağırlıklı olarak verdikleri yanıtlar, kalecimiz Hakan Arıkan’ı birinci sıraya taşıdı.

İbrahim Toraman: İsmail
Tomas Sivok: İsmail
Filip Holosko: Sivok
Yusuf Şimşek: Hakan - Rüştü
İsmail Köybaşı: Ekrem
Ekrem Dağ: Hakan - Rüştü
Necip Uysal: İsmail
Nihat Kahveci: Hakan-Rüştü-Fabian-Ekrem
Rıdvan Şimşek: Bobo
Serdar Özkan: Hakan
Hakan Arıkan: Serdar
Michael Fink: Kendisi
Erkan Zengin: Hakan
Korcan Çelikay: Fabian
Haber1903'ün Haberi


En beğendiğim gol: Fink'ın Fenerbahçe'ye golü.
En sevindiğim maç: Man United maçı
En üzüldüğüm maç: Kayserispor ve Diyarbakırspor maçları arasında kaldım. Deplasmanda Galatasaray'a yenilebilirsiniz. İçerde de olsa Wolfsburg ve CSKA malubiyetleri de kabullenilebilir. Ama içeride puan kaybettiğimiz bu iki maç çok kritik zamanlarda oldu.
Adamım: Matteo Ferrari. Fabian, Fink, İsmail, Hakan ve İbrahim Üzülmez falan da iyilerdi kabul. Ancak Matteo daha ilk aylarında takımın defansif liderliği başarıyla üstlenmesi ile en üste çıktı.

Biraz Pascal, Biraz Bayram, Biraz Itır Esen

Geçtiğimiz günlerde Haber1903 & 1903Tube ortaklığında "Her daim Beşiktaş" paneli yapıldı. Resimlerden sonra panelin videosu da 1903 Tube'da yerini aldı.

Bu güzel organizasyonu yapan herkese teşekkürler. Erdem Ulus'a ayrıca teşekkürler...

Son derece keyifli bir sohbet olmuş. Orada olmak lazımdı.

İzlemek için alttaki resime tıklayınız.

Haber1903 Her Daim Beşiktaş Paneli

İlk Yarı Karnesi




Türkiye Gazetesinden.

Korcan Rasim El Ele


Rüştü ve Hakan'ın sakatlığında kalemizi emanet edeceğimiz genç kalecilerimiz.

Nobre Ends His 1232153535 Minute Goal Fasting


En son 7 Marttaki Hacettepe deplasmanında gol atmıştı.Sonra da bol sıfırlı bir sözleşmeye imza atmıştı.

Geçen sezonun son dönemlerinde sakatlanmıştı ve yerini Bobo'ya bırakmıştı.Beşiktaşımız da sezonu çifte kupayla kapatmıştı Nobre'nin oynamadığı ve gol atmadığı dönemde.

İşte o Nobre 10 ay sonra golünü attı(her ne kadar kural hatası olsada) ve Beşiktaş mağlup oldu.Ben Nobre'nin aldığı bu maaşla takıma yarardan çok zarar getirdiğini düşünüyorum.İçinden çok koşuyor, çok mücadele ediyor diyenler yada diyecekler olacaktır elbet ama inanın size de o kadar para verseler sizde en az Nobre kadar mücadele edersiniz.

Sonuç olarak sadece koşarak milyonları alan ve kaçırdığı gollerle bize saç baş yolduran Nobre yerine niye Can'ı, Ali'yi yada Batuhan'ı izlemeyelim?Ama belkide esas sorun burda...

BuzZ!




Böyle bir atmosferde, böyle hava-zemin koşullarında, böyle bir maçta, hem de maç devam ederken bir anda geç kaleye; soğuk kanlılığı bir saniye elden bırakma.

Helal olsun Korcan, "buz" gibi ifaden & duruşun Süper Lig'de mücadele eden kaç kalecide vardır bilemem. Güven veriyor şimdiden.

Ferrari'siz 14 Dakika


Kötü oynadık, haketmedik. Hakemin eyyamlarına, Nobre'nin gol atmasına, 2. yarı Uğur İnceman'ın girmemesine(hemde en gerektiği yerde) ve bunlar gibi bir sürü şeye şahit olduk bu gece İnönü'de.

Ama bütün bunlardan çok Ferrari'siz oynadığımız 14 dakika şaşırttı beni.Sezon başından beri ne kadar iyi defans yapıyoruz, bize gol atmak çok zor derken...

Beşiktaşımızda oyuncu değişikliği; çıkan oyuncu Ferrari giren ise Yusuf.

Ne olduysa bu dakikadan sonra oldu zaten.Takım olarak sahamıza çekildik.Bursada ise Zapotocny Ömer Erdoğan ikilisi ileriye geldi ve çift santrafor olarak oynamaya başladılar.Ertuğrul hocanın bu değişikliğini başta yadırgadım fakat dakika 85'i gösterince anladım.Ömer indirdi Ergic attı. 89.dakikada ise karambolden çıkan Ozan İpek'in ortasında Zapotocny durumu 3-2 yaptı.Sivok ve İ.Toraman etkisiz kaldılar her iki pozisyondada ve 15 yıl sonra evimizde mağlup olduk. Ertuğrul hoca ve Bursaya tebrikler.

Allah'ım sen bir daha bize Ferrari'nin sakatlığını gösterme...

İyi ki Varsınız Beyler!




79'da Cezayir'de, sonra İtalya: 2009 Beşiktaş...
80'de Mardin'de, sonra Avusturya: 2009 Beşiktaş...


Mutlu Yıllar beyler, Beşiktaş'ımıza yararlı nice senelere...

Goalless Nobre Worries Beşiktaş




Resme Tıklayınız

Beşiktaş'ın Emekçileri #1 / Deli İbo




Duygusal yaklaşmamak elde değil bazı oyunculara. Sahada her daim koşan, savaşan, yırtınan oyuncular vardır. Yetenekleri 10 üzerinden 5'tir ama öyle bir savaşır ki daha yeteneklisi olsa bile keyif verebilir bazen. Ama bir adam var ki kadroda keyif mi veriyor sıkıntı mı anlamıyor insan.

İbrahim Üzülmez.

Beşiktaş'ın 10 yıllık sol kanadı. Kaç adam, kaç teknik direktör eskitti belli değil. Kimler geldi geçti ancak İbrahim sol kanatta kaldı. Tabii bunda sol beklerin nadir yetişmesinin de etkisi var ancak adam ülkenin istikrar sembollerinden biri olduğu da bir gerçek.

Şimdi gözünüzün önünde şunları canlandırın.

Galatasaray'a attığı gol, bu sezonki Fenerbahçe-Manchester maçı performansları, (özellikle Fenerbahçe'ye atılan sol goldeki bindirmesi) Azerbaycan'a attığı gol, Barcelona maçı performansı. Şu yaptıklarını bir sezona sığdırsa ve kendisi 25-28 yaşlarında olsa; Barcelona sezon başında Maxwell'i değil de bizim Deli'yi transfer ederdi herhalde. (:

Buradan itibaren susuyorum sözü EkşiSözlük alıntılarına bırakıyorum:

nba'da shaq neyse, tsl'de de deli ibo odur. öyle renkli... bu adamdaki özgüvenin onda biri yeniçerilerde olsa, avrupa'yı komple yılbaşı paketi yapıp, topraklarımıza katardık.
(pilot santrafor, 24.11.2009 12:13)

sabri sarıoğlu ile beraber türk neslinin çayırda bayırda koşu dalında övünç sembolü, gurur tablosudur. çok istekli ve iyi niyetlidir. ibrahim üzülmez'in sergio ramos'tan temel farkı; ibrahim ister, ramos kazanır.
(osso, 01.04.2009 23:23 ~ 23:25)

maça sinek kaydı çıkıp, kirli sakal ile maçı bitiren milli futbolcu.
(ykyt, 01.04.2009 23:41)

N'aptın Serdar?!




(Tam boyut için resime tıklayınız)

Gerçek hayattaki şutların aklıma geldi bir de...

Gözlerim yaşardı şerefsizim...

FM yapımcılarına sesleniyorum: SAÇMALAMAYIN!

;)

Don't Give Up / Pascal'dan Kazım'a




Don't give up, never give up!
And don't care about the bullshit what the people says.


Pascal Nouma, Kazım'ın saçma açıklamasından sonra Haber1903'e söyledikleri.

Kazım'a da "önce iş yap, sonra konuş" dedi Pascal. Kazım'ın iyi bir futbolcu olduğunu, ancak bu yaptığının yanlış olduğnu söyedi. Tek hatasının "tombala" olduğunu söyledi bir de. Ayrıca o hareketin Fenerbahçe'ye değil, bazı kişilere olduğunu yineledi.